“Kutu”nun Dışındaki Tuzaklar

“Kutu”nun Dışındaki Tuzaklar

19/10/2018 | Azor Brand & People Solutions
Tahmini Okunma Süresi: | Kelime

Geçen ayki makalemizde sizlere dışına çıkmaya çalıştığımız o meşhur kutudan bahsetmiştik. Basit bir metodoloji ile de bu süreci olabildiğince somutlaştırmayı ve kolaylaştırmayı amaçlamıştık. (Bknz: Kutunun Dışında Düşünmenin En Kolay Yolu) Yine de bu yolu uygulamanın örneğimizdeki kadar basit olmayacağını belirtmek isteriz. Zira insan beyni kağıt üzerindeki planlamaları çok rahat şekilde anlayabilse de, duygularının etkisinde kalarak harekete geçme süreçlerinde zorlanabiliyor. Bu makalemizde, kutunun dışına çıkan yolda hiç farkında bile olmadan düştüğümüz tuzakları farklı bir perspektiften ortaya koymaya çalışacağız. Bu şekilde, daha bilinçli şekilde ve somut bir yöntemle yenilikçi fikirler geliştirme yolculuğunuzu kolaylaştıracağız.

Beynimiz, Konfor Alanı Psikolojisi Ve “Kutu”

İnsan beyni kağıt üzerinde problemleri çözme ve planlama konusunda analitik düşünce ve mantıktan sorumlu olan neokorteksinin ona sağladığı avantajlar sayesinde diğer canlılardan farklılaşıyor. Diğer yandan; var olma, güvende hissetme gibi unsurları da içeren duygularımızdan sorumlu olan limbik beynimiz, bizler hiç farkında olmasak bile hayatımızın büyük bölümünde kararlarımızı etkileyebiliyor. Neokorteksimiz mantık çerçevesinde kararlar verirken verileri kullanarak durumu enine boyuna inceleyebiliyor ve bir sonuca varabiliyor. Bunu da bilinçli şekilde yapıyor. Harekete geçme süreci kapıya dayandığında ise limbik beynimiz devreye giriyor ve kağıt üzerindeki mükemmel plan maalesef istediğimiz gibi hayata geçmeyebiliyor.

Bahsi geçen süreçte, limbik beynimiz doğduğumuz andan itibaren edinmiş olduğu tecrübeler üzerinden karar mekanizmasını çalıştırıyor. Var olma, güvende hissetme gibi duygulardan da sorumlu olduğu için negatif duygulardan uzak durmak istiyor ve eyleme geçme sürecindeki riskleri ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ağırlıklı olarak da, gelecekteki faydalara değil, kısa vadeye odaklanıyor. 

Yenilikçi düşünme sürecinde metafor olarak kullanılan kutunun içi kişinin yaşadığı mevcut durumu temsil ettiği için limbik beynin kendini güvende hissettiği alana karşılık geliyor. Burada riskler daha az ve tahmin edilebilirken, çizgilerin ötesi yeni risklerle karşılaşma potansiyelimizi artırıyor. Bu noktada, neokorteksimiz kağıt üzerinde bu kutunun dışına çıkıp fikirler üretebilirken, bunları uygulama sürecinde karşılaşabileceği problemleri analiz eden limbik beynimiz bizi o kutunun içine çekme eğilimi gösteriyor.

Diğer bir deyişle, limbik beynimiz doğru mesajları almaması durumunda ağırlıklı olarak konfor alanlarımızda kalmayı tercih ediyor. Bu bölgeye hakim olduğu ve aşina olduğu durumlarla karşılaştığı için riskin dışarıdaki alanlara göre daha az olduğu sonucuna varıyor ve değişime karşı bir tutum sergileyebiliyor. (Bknz: Beynimiz ve Konfor Alanı Psikolojisi)

Daha önceki makalemizde de belirttiğimiz gibi “kutunun dışında düşünmek” “konfor alanımızın dışında düşünmeye” karşılık geliyor. Değişimin, gelişimin ve yeniliklerin bu durağan bölgenin dışındaki “heyecan alanı”nda olduğunu düşündüğümüzde ilk adım olarak düşünme yöntemimizi konfor alanının dışına çıkarmamız gerektiğini net bir şekilde söyleyebiliriz.

Bu Problemi Nasıl Çözebiliriz?

Beynimizin mantıktan sorumlu bölgesinin tespit edemediği bu tuzağı ortadan kaldırabilmek için öncelikle beynimizin gerçekleri hakkında daha bilinçli olmamız gerekiyor. Bu şekilde, neokorteksimize sunacağımız verilerin, limbik sistemimizi dengelemesine yardımcı olabiliriz.

Aslında, limbik beynimiz doğru mesajlar alması durumunda konfor alanlarımızın dışına çıkma sürecinde bizlere destek oluyor. Her insanı harekete geçirebilecek duygu bazlı uyarıcılar farklı olsa da, gerçekleştirilen araştırmalar “başarılı hissetme”/“bir başarıya imza atma” bazının çoğunluğumuzda etkili olabileceğini gösteriyor. Bu noktada, beynimizin işleyişini daha iyi bilen insanlar olarak, bu yolculuğun sonunda tecrübe edebileceğimiz başarı duygusuna odaklanarak kutu dışına çıkma sürecimizi kolaylaştırmamız mümkün.

Son olarak, bu yolculuktaki riskleri önceden tüm detayları ile çalışmamızın ve bunlara daha ilk aşamadan çözümler üretmemizin büyük faydası olacağını belirtmek isteriz. Zira şunu hiç unutmamak gerekiyor: Limbik beynimiz risklere, bizi harekete geçirebilecek duygulardan daha duyarlı olabiliyor. Hemen bir örnekle konuyu netleştirmeye çalışalım: Bir ormanda yürüyüş yapıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz, solunuzda bir sandık dolusu altın var. Sahipsizce duran bu altınları almanız durumunda hayatınızdaki istediğiniz her şeyi yapma şansınız olabilir. Torunlarınızın torunlarına bile güzel bir hayat sunabilirsiniz. Ancak, sağınızda ormandaki çalılıkların arasından fırlayıp size doğru koşan bir köpek var. Ne yaparsınız? Doğal olarak, ilk adımda kendinizi sağdan gelen tehlikeye karşı korumak isteyeceksinizdir. Bu nedenledir ki, kutunun dışına çıkma sürecinde muhtemel riskleri önceden düşünmek, onlara karşı proaktif şekilde çözümler üretmek limbik beyninizi rahatlatır ve onlarla yüzleşmeniz durumunda hedefinizden uzaklaşmamanıza yardımcı olabilir. 

Sonuç olarak, “kutunun dışında düşünmek”, bu kelime grubunu dile getirmek kadar kolay değil. Yine de, konfor alanımızın dışında düşünme süreçlerimizi kolaylaştırabilecek yöntemler mevcut. Bunlardan ilki, bir önceki makalemizde de belirttiğimiz gibi soyut bir kavram olan bu metaforu somutlaştırmak… Diğeri ise, bu süreçte kullandığımız beynimizi daha iyi tanıyarak, farkında olmadan düştüğümüz tuzaklara daha bilinçli yaklaşmak… 

Şimdi seçim sizde; kutunun dışına çıkmak ya da çıkmamak…

Sevgi & Saygıyla;

Emre Başkan

Kurucu

Azor Brand & People Solutions 

 

Bu makale 16.10.2018 tarihinde Harvard Business Review Türkiye'de yayımlanmıştır. Orijinal makale için tıklayabilirsiniz.